40 yıllık Yeni Asya misyonu

Yeni Asya adı bir markadır. Risâle-i Nur Hareketinin basın camiasındaki sözcüsüdür. Kur’ân’ın bu çağa mesajı ve son dersi olan Nur Külliyatının nâşir-i efkârıdır. Kırk sene evvel Bâb-ı Âli’de dalgalanan Yeni Asya bayrağı, üzerinden bu kadar sene geçtiği ve çok olumsuz dahili ve harici tahrip hareketlerine mâruz kaldığı halde, ihlâs ve inâyet-i İlâhiyeye dayanarak bu günlere kadar gelmeyi başardı. İnşallah kıyamete kadar böyle devam edecektir. Yeni Asya’nın en önemli misyonu, Risâle-i Nur’un meslek ve meşrebini aynen…

Devamı...

Bediüzzaman ve cihad kavramı

Bediüzzaman ve cihad kavramı

Peygamber Efendimize (asm) sorulmuş: “Allah’ın en râzı olduğu amel hangisidir?” Bir seferinde “Allah yolunda yapılan cihaddır”, diğer seferinde “Allah için kılınan namazdır” buyurmuş. Cihad, Allah katında böylesine değerli ve makbul bir ibâdettir. Ancak, cihad denildiğinde çoğu zaman Allah yolunda yapılan savaş akla gelmektedir. Halbu- ki, cihad çok daha geniş bir kavramdır. Asya Nur Kültür Merkezinde yapılan haftalık risâle seminerleri dizisinde, Yönetim Kurulu üyemiz Ali Vapurlu “Bediüzzaman’a göre cihad kavramı” seminerini takdim etti. İki saate yaklaşan…

Devamı...

Yeni Asya Vakfı’nda güzel bir buluşma

Cumartesi günü bir toplantı bitiminde, Kutlular Ağabeyle birlikte İstanbul’a gitmem gerekiyordu. Zîrâ, iki seminer programım vardı. Akşam dokuz uçağıyla Esenboğa’dan havalandık. Kısa zamanda bulutların üstüne çıkan uçağımız, elli dakika sonra İstanbul’a ulaşmıştı bile. Yolculuk boyunca hizmetlerimizin daha fazla gelişmesi için neler yapılması üzerinde durduk. En önemli gördüğüm tesbitlerden birisi de, Üstad zamanından beri sürüp gelen dershane hizmetlerine yoğunlaşarak canlandırılması ve en kalıcı faaliyetlerden olan birebir insanlarla ilgilenilmesi idi. Çünkü, mevcut arkadaşların tamâmına yakını o tarz…

Devamı...

Kulluğun sırrı: Duâ

Ezel ve Ebed Sultanı olan Cenâb-ı Hakkın nihayetsiz kudret, ilim, irâde, hikmet, rahmet gibi kemâl sıfatlarını anlamak ve bilmek için, insanın mahiyetine de nihayetsiz bir acizlik, fakirlik ve ihtiyaç gibi noksan sıfatlar yerleştirilmiştir. Deprem, yangın, sel ve kuraklık gibi insanı âciz bırakan dehşetli olaylar karşısında, insan sonsuz bir güce, İlâhî bir kudrete sığınmak, ona dayanmak ve ona duâ etmeye ihtiyaç hisseder. Bilhassa iyice daralıp bunaldığı ve zor durumda kaldığı zamanlarda, o İlâhî güce sığınmayı daha…

Devamı...

Vatan savunmasında Bediüzzaman faktörü

Beni skolastik bataklığı içinde saplanmış bir medrese hocası zannediyorlar. Ben, bütün müsbet ilimlerle, asr-ı hâzır fen ve felsefesiyle meşgul oldum. Bu hususta en derin meseleleri hallettim. Hattâ bu hususta da bâzı eserler telif eyledim” diyen büyük İslâm âlimi Bediüzzaman Hazretleri; din ilimleri yanında, on beş yıl kaldığı Van valisi Tahir Paşa’nın konağında bulunan kütüphanedeki fennî kitapları da okumuş, mantık ve matematik üzerine kitaplar telif etmiştir. Din ilmi ile fen ilimlerinin beraber okutulmasına Bediüzzaman ziyadesiyle ehemmiyet…

Devamı...

İslâm’ın sembolleri

İslâm’ın sembolleri

Devletleri ve milletleri tanımlayan en önemli sembol bayraklar olduğu gibi, bir ülkenin Müslüman olduğunu gösteren semboller de vardır. İslâm literatüründe buna şeâir-i İslâmiye adı verilir. Camiler, minareler, ezanlar, mezar taşları, Cuma ve bayram namazları, Ramazan orucu, yağmur namazı ve duâsı, Kelime-i Şehâdet, selâm ve besmele gibi alâmetler İslâm’ın sembolleridir. O memleketin, Müslüman bir ülke olduğunu gösterir. “Sünnet-i seniyyenin içinde en mühimi, İslâm alâmetleri olan ve şeâire de taallûk eden sünnetlerdir” tesbitini yapan Bediüzzaman, o sünnetlerin…

Devamı...

Mükâfat ve mücâzat menzilleri

Sonsuz maksat ve gayeler için bu kâinatı yaratan Cenâb-ı Hak, diğer varlıklar içinde insan nev’îni yaratıp, bu güzel dünyayı onlar için bir imtihan meydanı yapmıştır. “Hanginizin ameli daha güzel olacak diye ölümü ve hayatı yaratan odur” (Mülk Sûresi: 2) gibi âyetlerle insanların yaratılış amacı ortaya konmuştur. İnsandan istenen, bu kâinatın Yaratıcısını tanımak ve ona iman ile ibâdet etmektir. İşte, yaratılışın bu maksadına uygun hayat sürenlerle, aksine hareket edenler için, ölüm ötesinde ebedî bir mükâfat ve…

Devamı...

İslâm ve âile

Asya-Nur Kültür Merkezinde altı aydır her Pazar devam eden seminerler dizisini iki konferansla taçlandırdık. Nisan ayının son Pazarı Halil Uslu’nun sunduğu konferansı, İslâm Yaşar’ın verdiği konferans takip etti. 18 Mayıs Pazar akşamı kültür merkezimizin geniş konferans salonu, oldukça kalabalık bir dinleyici kitlesi tarafından doldurulmuştu. Kapalı devre televizyon sistemiyle üst kattaki bayanlar camiası da konferansı izleme imkânı buldu. Yeni binanın biraz serin olan salonu, konferans konusunun sıcaklığı ile pek hissedilmedi. İslâm Yaşar konusuna hâkimdi. Âyet, hadis…

Devamı...

Risâle-i Nur’da gençlik

Bu dünya memleketine imtihan edilmek üzere gönderilen insanların, hayatlarının en verimli ve güzel yılları şüphesiz gençlik devresidir. Hayata hayat veren ve anlam kazandıran hakikat imandır. İmansız hayat, cansız ve anlamsızdır. Öyle insanların hayatları ölüden farksızdır. Zira, hayatının sonunu ebediyen yokluk ve hiçlik olarak kabul eden ve ölüm ötesindeki âhiret hayatına inanmayan bir kişinin yaşadığı hayat, onun için bir yüktür. Faydasız eğlencelerle hayatını geçirerek ve zamanını boşa harcayarak ömrünü tüketmek, böyle insanlar için bir hayat felsefesidir….

Devamı...

Eğitimde Bediüzzaman modeli

“Hazret-i Mevlânâ benim zamanımda gelseydi Risâle-i Nur’u yazardı. Ben onun zamanında gelseydim Mesnevî’yi yazardım. Çünkü, o zamanda hizmet Mesnevî tarzındaydı. Bu zamanda ise Risâle-i Nur tarzındadır” diyen Bediüzzaman Hazretleri gerçek bir eğitimciydi. Üstadın en birinci referans ve kaynağı Kur’ân-ı Kerîm’dir. Merhum Mehmed Âkif’in “Doğrudan doğruya Kur’ân’dan alıp ilhamı, asrın idrâkine söyletmeliyiz İslâm’ı” beytiyle temenni ettiği hakikate mazhar olmuştur. Asrın mânevî bir doktoru gibi hastalıkların temelini teşhis etmiş, ona münasip mânevî ilâçları Kur’ân eczanesinden terkip etmiştir….

Devamı...

Risâle-i Nur’da melekler

Kâinat sarayını nihayetsiz maksat ve gayeler, hikmet ve neticeler için yaratan Cenâb-ı Hak; o sarayda iki kısım varlıklar yaratmıştır. Bunlardan birincisi rûhâniler, ikincisi de cismânî olanlardır. Cismânî olan varlıklar, insan, hayvan, bitki ve cansızlar olduğu gibi; rûhânî olanlar da cin ve melâikelerdir. Cismânî varlıkları topraktan yaratan Allah (c.c.), cinleri dumansız ateşten, melâikeleri de nurdan yaratmıştır. Cinler, yeryüzünde insanlar gibi imtihandan geçirilen, irâde ve akıl sahibi, kimi mü’min, kimi de münkir olan varlıklardır. Cennet âlemi, mü’min…

Devamı...

Yüzüncü yılında Meşrûtiyetten Cumhuriyete Demokrasi serüveni

İnsanlık tarihine baktığımız zaman, aşîret, kabile, derebeylik, krallık ve padişahlık yönetimlerinden; nihâyet meşrûtiyet ve cumhuriyet yönetimlerine geçildiği görülür. Bu merhalelerden, hürriyet ve demokrasiye geçinceye kadar uğrunda çok kanlar döküldüğü ve büyük bedeller ödendiği tarihî bir gerçektir. Demokrasinin beşiği olarak gösterilen İngiltere’de ilk hareket, 1215 yılında yaşanan Magna Karta olayıdır. Halk, verdiği vergilerin nereye kullanıldığını kraldan sormakta ve cevap istemektedir. Yönetilenlerin, yönetenlere harcamaları nasıl yaptığını sorması, Batı toplumlarında bir ilktir. 1776 Amerikan İstiklâl Beyannamesi ve 1789…

Devamı...
1 6 7 8 9