Nur Mesleğinde Hürriyet Kavramı

Her insanın doğuştan var olan hürriyet hakkı, insanlık tarihi boyunca uğrunda oluk oluk kanlar dökülen en temel haklardandır. İnsanlığın; vahşet ve bedeviyet, kölelik, esirlik, ecirlik, malikiyet ve serbestiyet şeklinde beş devre geçirdiğine dikkat çeken Bediüzzaman Hazretleri, son devirde hürriyetlerin her cihetle parlayacağını ve genel kabul göreceğini beyan eder. “Ben ekmeksiz yaşarım, hürriyetsiz yaşayamam” diyen o büyük insan, eserlerinde hürriyet hakikatinin üzerinde bir hayli fikir beyan etmiş ve mesleğinin önemli prensiplerinden biri olarak ifade etmiştir. Kayıtsız…

Devamı...

Nur Mesleğinde Cihad Anlayışı

Âhirzamanın son müceddidi Bediüzzaman Hazretleri, çok cihetlerde içtihat yaparak dinde tecdid vazifesini hakkıyla yerine getirmiştir. Bahsi geçen içtihatlardan birini de cihad meselesinde yapmıştır. Bediüzzaman, fertten cemiyete giden bir ıslahat hareketiyle, insanların nefisleriyle yapacakları mücadeleyi en büyük cihad olarak görmüş ve o mücadelede tahkikî ve kuvvetli bir imanın en büyük temel dayanak olduğu gerçeğinden hareketle, iman esaslarının ispat, izah ve tebliğini mesleğinin temel taşı yapmıştır. “Millet irşad ve tenvir edilmelidir” beyanları bunun en veciz ifadesidir. Bir…

Devamı...

Avrupa Birliği Ve Yeni Asya Ekolü

1950 yıllarının başlarında Avrupa Kömür-Çelik Topluluğu olarak kurulan ve sonraki zamanlarda Avrupa Ekonomik Topluluğu, Avrupa Topluluğu ve en nihayet Avrupa Birliği adını alarak, kıt’a çapında iktisadî, siyasî ve kültürel bir birlik oluşturmayı Avrupa başardı. Türkiye bu birliğe 31 Temmuz 1959 yılında Demokrat Parti döneminde müracaat yaptı ve 15 Eylül 1959 tarihinde kabul edildi. 1963 Ankara Antlaşmasıyla yeniden teyidi yapıldı. Uzun ve yorucu çalışmalardan sonra 10 Aralık 1999 Helsinki Antlaşmasıyla aday adayı olma statüsü elde edildi….

Devamı...

Meşverete Dayalı İman Hizmeti

Asr-ı Saadet’te, Sevgili Peygamberimiz (asm), hakkında vahiy olmayan her meselede sahabeleriyle istişare eder ve çıkan karar ne olursa olsun ittiba ederek, kararlılıkla onu icra ederdi. Çünkü Cenâb-ı Hak ona “Ve işlerde onlarla istişare et.” (Âl-i İmrân Sûresi 159) diye emretmişti. Ebû Hureyre Hazretleri “Bu âyetin gelişinden sonra, ben sahabelerle bu kadar çok istişare eden başka birisine rastlamadım” demektedir. Allah (cc) Sahabe-i Kiramı övmekte ve “Onların aralarındaki işleri istişare iledir” (Şûrâ Sûresi: 38) diye ferman etmektedir….

Devamı...

Müsbet hareket

Risale-i Nur’un meslek ve meşrep prensipleri içinde en önemli olan maddelerinden biri de müsbet harekettir. Her hâl ve şart altında müsbet hareket edilir ve hiçbir cihette menfî hareket edilmez. Seksen küsur senelik ömründe müsbet hareketi hayatının en mühim düsturu yapan ve fiilen onu yaşayan Bediüzzaman Hazretleri, ne Osmanlı döneminde ve ne de Cumhuriyet yıllarında bir defa olsun menfî hareketlere bulaşmamış, bilâkis teşebbüs edenleri de vazgeçirmeye çalışmıştır. Tarihe “31 Mart ayaklanması” olarak geçen hadiseye kadar İstanbul’da…

Devamı...

İktiran Gerçeği

Mahiyeti nihayetsiz istidat ve kabiliyetlerle donatılan ve mahlûkatın en şereflisi olarak yaratılan insana, imtihanına vesile olması için nefis denilen bir cihaz takılmış. Hiçbir zaman hayır ve hak taraftarı olmayan ve sürekli kötülüğü emreden nefisle yapılan mücahede sayesinde rıza-yı İlâhî ve Cennet kazanılacaktır inşaallah. Nefis, kendinden sudur eden iyilikleri hemen sahiplenir ve onları kendinden bilir. Bir takım şer ve fenalıklar olursa, onları kendine almaz ve kadere havale ederek mesuliyetten kaçmak ister. Hâlbuki Nisa Sûresi 79. âyet…

Devamı...

Risale-i Nur Dersleri ve Usûlümüz

Risale-i Nur hareketi bir asra yaklaşan hâl ve mazisiyle vatan ve milletin birlik ve bütünlüğünde çok önemli bir vazifeyi ifâ etti ve etmeye devam ediyor. İlk zamanlar dehşetli bir zulüm ve ceberut devrinde çok zahmetler çekildi. Saff-ı evvel olan Nur Talebeleri o meşakkatleri göğüslediler. Takip, tevkif ve hapishaneler onları yıldıramadı. Nur Risalelerini yıllarca okudular, yazdılar ve ülkeye yaydılar. 1950’den sonraki demokrasi döneminde Risale-i Nur eserleri evlerde ve Nur dershanelerinde beraberce okunur hâle geldi. Ama bir…

Devamı...

Hukukun Üstünlüğü

Allah’ın (cc) Adl, Âdil, Hakem ve Hak isimlerinin yeryüzünde bir tecellisi olan hukuk, sadece insanlar arasında değil, hayvanlar ve cansızlar âleminde bile varlığını gösterir. Her hak sahibine hukuk-u hayatını veren Cenâb-ı Hak, meselâ âleme koyduğu fıtrat kanunlarına riâyet etmeyen vahşî hayvanlara gerekli cezasını vererek adaletle hükmettiğini gösterir. Bediüzzaman Hazretlerinin verdiği misâlde olduğu gibi; kendi öz yavrularına olan şefkat ve himaye duygusunu nazara almayarak, yavru ceylanı parçalayıp kendi yavrularına yem yapan bir kaplan, avcının kurşununa hedef…

Devamı...

Kan Mu’cizesi

Vücudumuzun hayat suyu olan kan, başlı başına bir mu’cizedir. İncelendiği zaman insanı hayrete sevk eden bir san’at eseriyle karşı karşıya olduğumuz görülür. Yaratılmış olan hangi şeye baksak muhteşem bir mu’cize olduğunu görürüz. Atomlardan güneş sistemine, hücrelerden galaksilere kadar görünen bütün varlıklar, mükemmel bir ölçü ve intizamla kendi San’atkârına ve O’nun birliğine şahitlik yapıyorlar. Kendilerinin aynısını yapmak, insanları nihayetsiz bir âcizlik içinde bırakıyor. Vücudumuzun hayat suyu olan kan da başlı başına bir mu’cizedir. İncelendiği zaman insanı…

Devamı...

28 Şubat Süreci ve Yeni Asya

Şubat ayı seminer konumuz “28 Şubat ve Yeni Asya’nın duruşu” üzerineydi. Konuşmacımız, yarım asra yakın basın camiasında önemli bir yeri olan ve bütün ihtilâl, muhtıra ve post modern darbe süreçlerini yaşayan Mehmet Kutlular Ağabeydi. Bu konuları ondan dinlemenin elbette ayrı bir yeri ve önemi vardı. Asya Nur Kültür Merkezinin konferans salonu hıncahınç doluydu. Bütün dikkatler Kutlular Ağabeye odaklanmıştı. On dört sene evvel gerçekleşen 28 Şubat 1997 darbesi, resmen ordunun hükümete bir müdahalesiydi. Fakat, müteaddit defalar…

Devamı...

En kıymetli, fakat en ucuz nimet: Hava

Gökyüzünü de korunmuş bir tavan gibi yaptık. Onlar ise hâlâ bundaki delilleri inkâr ederler.” (Enbiyâ Sûresi: 32) Çok ince matematiksel hesaplarla ve belli bir ölçü ve denge içinde yaratılan şirin gezegenimiz ve yaşadığımız dünyamızı çepeçevre kuşatan hava tabakasına atmosfer denilir. Genel olarak, canlıların yaşadığı biyosferi de kuşatan troposfer ve stratosfer, mezosfer, termosfer gibi tabakalar şeklinde isimler verilmiştir.

Devamı...

İstişâre eden pişman olmaz

Mahiyeti bir çok noksan sıfatlarla da yoğrulan insan, noksaniyetini gidermek için diğer insanlarla teşrik-i mesai etmeye mecbur olur. Bunlardan birisi de istişâre meselesidir. Meşveret veya istişâre, bir meselede ehil, akıllı ve salih kişilere danışılarak, onların fikri alınarak icraât yapılmasıdır. Bu, o kadar önemli bir konudur ki, Sevgili Peygamberimiz (asm) “İstişâre eden pişman olmaz” hadisiyle ümmetini istişâre etmeye teşvik etmiştir. İstişârenin önemi hakkında bir çok hadis-i şerifler vardır. Onlardan birisi de “Kim bir işe girişmek ister…

Devamı...
1 4 5 6 7 8 9