Zübeyrî Çizgi

Âhirzamanın son vazifeli şahsı ve Müceddid-i Âzam olan Bediüzzaman Hazretlerinin “Nurcuların büyük kumandanı”olarak vasıflandırdığı Zübeyir Ağabey, 1920 yılında Konya Ermenek ilçesinde doğdu ve 2 Nisan 1971 tarihinde İstanbul’dan bâki âlemlere göçtü. Konya’ya telgraf memuru olarak tayin olduğu zaman, Hafız Ahmet Kutlu tarafından tanıştırıldığı Halıcı Sabri Ağabey marifetiyle tanıdığı Risale-i Nur Külliyatı, onun hayatında büyük bir değişime sebep oldu. Bunun öncesinde sandıklar dolusu kitaplar okuyan Zübeyir Ağabey, o tarihten sonra Risale-i Nurları kendine gaye-i hayat edindi….

Devamı...

Risale-i Nur Hareketinin Ana Gövdesi

Şeyh Said hadisesi bahane edilerek, doğunun ağaları, beyleri, şeyhleri ve âlimleri Batı Anadolu’ya sürgün olarak gönderildiği gibi; o hadiseyle hiç ilgisi olmadığı halde, büyük İslâm âlimi Bediüzzaman Hazretleri de batıya sevk edildi. Bu, kaderin garip bir tecellisi ve sevk-i İlâhî idi. Van’dan alınarak, Erzurum üzerinden Trabzon’a, oradan vapurla İstanbul, İzmir, Antalya güzergâhından Burdur’a yerleştirildi. Dokuz ay kadar kaldığı bu ilde, önce Nurun İlk Kapısı adındaki eserini telif etti. İnsanlar etrafında toplanmaya ve telif edilen eseri…

Devamı...

Kahraman Dâvâ Adamları

İstanbul, İnebolu ve Kastamonu güzergâhı “Kemiyet keyfiyete nispeten ehemmiyetsiz olduğundan, hâlis bir hâdim olarak, hakikat-ı ihlâsla, her şeyin fevkinde hakaik-ı imaniyeyi on adama ders vermek, büyük bir kutbiyetle binler adamı irşat etmekten daha ehemmiyetli görüyorum. Çünkü o on adam, tam o hakikati her şeyin fevkinde gördüklerinden, sebat edip, o çekirdekler hükmünde olan kalpleri, birer ağaç olabilirler. Fakat o binler adam, dünyadan ve felsefeden gelen şüpheler ve vesveselerle, o kutbun derslerini, ‘Hususî makamından ve hususî hissiyatından…

Devamı...

Risale-i Nur’un orijinal dili

“Risale-i Nur, Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan’ın taht-ı tasarrufunda olduğundan, ona uzanan, ilişmek isteyen her el kırılır ve her dil kurur. Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan’ın ‘Hak dini açıklasın diye, her peygamberi Biz kendi kavminin lisanıyla gönderdik’ kavl-i şerifinin ima ve işaratından, şu devrede Türk lisanının sadmeler geçirmesine bakılırsa, Risale-i Nur, Türkçe’de, lisan üzerinde imam olacağına, yani ‘Yarın halis Türkçe olan Risale-i Nur’un kesb-i imtiyaz edip, diğerlerini terk edeceklerine dair işârât-ı Kur’âniyedendir’ demiş olsam, hata etmemiş olurum zannederim.”(Emirdağ Lâhikası s. 181)…

Devamı...

İttihad-ı İslâm

Risale-i Nur mesleğinin en temel unsurlarından biri de, İslâm âleminin birlik ve beraberliğini temine hizmet etmektir. Bediüzzaman Hazretlerinin hayatı boyunca takip ettiği hedeflerinden biri de budur. Bahsi geçen hakikat şekilden ibaret değil, öncelikle kalpler ve gönüller üzerine müesses ve muhabbetle kaim olan muazzam bir hakikattir. Farklı mezhepler ve tarikatlar, İslâmî cemaat ve meşrepler olması bu ittihadın temin edilmesine mani değildir. Hac ve Umre esnasında dünyanın dört bir tarafından gelen milyonlarca Müslümanın orada tesis ettiği muhabbet…

Devamı...

Siyasî meseleler ve ilkeli duruş

Risale-i Nur mesleğinin en temel özelliklerinden biri de, içtimaî ve siyasî meselelerle ilgili kaidelerin de var oluşudur. Bediüzzaman Hazretleri “Şeriatın yüzde doksan dokuzu ahlâk, ibadet, ahiret ve fazilete dairdir. Yüzde biri siyasete taalluk eder. Onu da ulûlemirlerimiz düşünsün” diyerek siyasetin nispetini ortaya koymuştur. Ancak bahsi geçen temel konularda ittifak genel anlamda bulunduğu halde, bu ‘yüzde birlik mesele’ tartışmaların, ihtilâf ve ayrılıkların odak noktasını oluşturmaktadır. Eski Said olarak tanımladığı birinci devre-i hayatında “siyaset yoluyla dine hizmet”…

Devamı...

Bediüzzaman’ı gören nur yüzlü insan: Cemil Çelik

Almanya’ya Risale-i Nur’u ilk götüren Nur Talebelerinden, Cemil Çelik Askerden 1956 yılında terhis olunca, köylüsü Hakkı Uzun Ağabeyle birlikte Bediüzzaman Hazretlerini Isparta’da ziyaret eden Cemil Ağabey, bu görüşme ve aldığı duâdan sonra, elli yedi yıl boyunca Risale-i Nur hizmetinden hiç ayrılmadı. İstikamet çizgisini de hiç bozmadı.Onunla tanışmamızın üzerinden tam kırk yıl geçti. Hizmetle geçen çok hatıralarımız oldu. 1969 yılında Almanya’ya giden ilk Türk işçilerinin arasında o da vardı. Otuz seneden fazla Duisburg şehrinde çalıştı. Türkiye’ye…

Devamı...

Her İki Tahripçi ve Tamircileri

Bu dünyanın bir imtihan meydanı olması gereği, iman ve inkâr mücadelesi Hz. Âdem’den (as) itibaren başlamış, böylece kıyamete kadar da devam edecektir. Her devrin nemrut ve firavunlarına karşı peygamberler göndererek mü’minleri yalnız bırakmayıp destekleyen Cenâb-ı Hak, elbette âhirzamanın dehşetli tahripçilerine karşı manevî tamirciler göndermesi hikmet ve rahmetinin gereğidir. Maddeci ve materyalist bir zihniyetle bütün semâvî dinlere savaş açan ve dinsizliği bütün dünyaya yaymak için olanca gücünü ortaya koyan komünizm cereyanı; fikir babaları olan Yahudi kökenli…

Devamı...

İhlâs, sadakat ve tesanüd sıfatları

Risale-i Nur mesleğinin en temel vasıflarından olan ihlâs, sadakat ve tesanüt sıfatları, o mesleğin olmazsa olmazlarındandır. İhlâs, yapılan ibadet ve hizmetlerin yalnız Allah emrettiği için yapılması ve neticesinde de Allah’ın rızasından başka bir maksat ve fayda beklenilmemesidir. Maddî ve manevî, dünyevî ve uhrevî hiçbir hedef gözetilmemesidir. Eğer başka maksatlar gözetilse ihlâs kırılır ve o netice de elde edilmez. Tam ihlâsı elde etmenin en güzel bir yolu da “Ben” mantığından kurtulup “Biz” havuzunda erimektir. Onun için…

Devamı...

Bediüzzaman’ın Manevi Şahsiyeti

Rûmî tarihle 1293, Milâdiye göre 1878 yılında doğan ve 23 Mart 1960 yılında Hakkın rahmetine kavuşan Bediüzzaman, seksen iki senelik uzun ve bereketli hayatını insanlığın hem dünya hem de ebedî saadetini kazanmalarına vakfetti. Dünya zevki namına hiçbir şey tatmadı. Bütün ömrü harp meydanlarında, memleket mahkemelerinde veya esaret zindanlarında geçti. Kendi tabirince görmediği ezâ, çekmediği cefa kalmadı. Ama o, zindanda iken bile safayı görenlerdendi. Kendisini memleket memleket sürgüne yollayanlara, kasaba kasaba dolaştıranlara, zindanda yer hazırlayanlara hakkını…

Devamı...

Tesettür Emri ve Tavizsiz Bir Duruş

Bir asra yaklaşan uzun ve bereketli ömrünü iman ve Kur’ân hakikatlerine vakfeden ve hem Sünnet-i Seniyye, hem de şeair-i İslâmiyenin ihyasına feda eden büyük İslâm âlimi Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri; hayatı boyunca sürgün ve mahkemelerden kurtulamadı. Fakat kanunlar muvacehesinde de hiçbir suç bulunamadı. Çünkü Kur’ân’a, imana hizmet etmekten başka bir hedefi yoktu. Bu ise, hiçbir cihetle suç olamazdı. Cumhuriyet dönemi mahkemelerinde ilk muhakemesi Eskişehir’de oldu. Savcılık tarafından yapılan suçlamalar çok ciddiydi. Gizli cemiyet kurmak, siyasî…

Devamı...

Bediüzzaman ve manevî tahripçiler

Adem Aleyhisselâm ile başlayan iman ve inkâr mücadelesi çağlar boyu süre gelmiş ve kıyamete kadar da devam edecektir. Zira bu dünya bir imtihan meydanıdır. Ancak bu mücadelede Cenâb-ı Hak yarattığı kullarını kendi hallerine bırakmamış ve gönderdiği yüz yirmi dört binden fazla peygamberleri ve semavî kitaplarıyla onlara doğru yolu göstermiştir. Ama insanların kimi, peygamberlerinin yolundan gitmiş, kimi de peygamberlerine sırt dönmüş, hatta onları öldürmek cüretinde bulunmuşlardır. Allah (c.c.) insanların iradelerini zorlamayıp hür bırakmıştır. İnsan iradesiyle istediğini…

Devamı...
1 3 4 5 6 7 9