Ölümü gülerek karşılayanlar

Tarih boyunca insanları dehşete düşüren hakikatlerin başında ölüm gerçeği gelmektedir. Ölümün mahiyetini bilmeyen ve ölüm ötesindeki ebedi hayata inanmayan insanlar için ölüm, yokluk, hiçlik, sonsuza kadar mahvolmak, kaybolup gitmek, bütün sevdiklerinden ebediyen ayrılık, bir daha dirilmemecesine çürüyüp gitmek olarak algılandığından, ölümden köşe bucak kaçmaya çalışırlar. Fakat kaçıp durdukları ölüm, vakti geldiğinde ansızın karşılarına çıkar ve çok sevdikleri bu dünyadan alıp götürüverir.

Hayatın gayesini bilen, kimin tarafından ve niçin bu dünyaya gönderildiğini idrak eden müminler için ölüm, vazife-i hayat külfetinden bir paydos, bir terhis ve yüzde doksan dokuz ahbabına kavuşmak için bir pasaport defteridir. Baki ve daimi bir hayata geçmek için bir ön adımdır. Dünya meydanındaki imtihanını veren müminler için ücret almaya bir geçiştir. Cennet-i âlâya ve rıza-yı Mevlâ’ya ulaşma vesilesidir.

Kasım Ali Güngör Ağabey, bu hakikatleri Risale-i Nur vasıtasıyla en yakından bilen, ona göre hayatını tanzim eden ve ölümü gülerek karşılayan bahtiyar müminlerden biriydi. Nurculuk faaliyetlerinden ve çekinmeden davasını tebliğ etmesinden dolayı yirmi iki yaşında askerlikten atılan bu kahraman ağabey, elektronik tamircisi olarak sivil hayatını devam ettirdi. Risale-i Nur’la imana hizmet onun hayatının en birinci gayesi oldu. Böylece yüzlerce insanın Nurlarla tanışmasına vesile olan Kasım Ali Ağabey, hayatının sonlarında bir müddet Ankara’da kaldı. Hemen her gün Hacı Bayram semtindeki ULUS-27 dershanesine gelir, Salı günleri de oradan Yeni Asya bürosundaki derse iştirak eder, oradan da mahalle dersine yetişirdi. Umumi dersleri hiç kaçırmazdı. Önemli bir hastalığa yakalandığı halde nefsinin tembelliğine fırsat vermezdi. Daima gülümseyen bir yüzü vardı.

İttihat Gazetesiyle başlayan ve Yeni Asya ile devam eden çizgisini hiç bozmadı. İyi bir Yeni Asya okuyucusuydu.  Ara sıra yazılar da yazıyordu. “Gazete, cemaatin fikrî birliğini sağlıyor.”derdi. Aynı zamanda sağlam bir demokrattı. Siyasal İslâmcıların dine verdiği zarardan ızdırap duyuyordu. “Bunların yaptığı her türlü yanlışlar dine fatura ediliyor.”diyerek üzüntüsünü dile getiriyordu.

Meşverete verdiği önem çok açıktı. Yeni Asya grubunun meşverete dayalı yapılanmasından dolayı Allah’a şükrediyordu. “Yeni Asya’nın en bariz vasıflarından biri de bu meşveret sistemidir. Umumi meşveretin kararlarına mutlaka riayet etmemiz lâzım. Yoksa işin içinden çıkamayız.”diyordu.

Son zamanlarında Bursa’ya yerleşmişti. Ara sıra telefonla görüşüyorduk. Ağır hastaydı. “Kasım Ağabey! İnşaalah birlikte daha çok hizmet edeceğiz. Öyle çabucak ölmek yok.”diye takıldığımda “Sami Kardeş! Allah’ın dediği olur. Biz ölümden korkmayız. Ölüm sevdiklerimize kavuşmak vesilesidir. Şifa bulursak hizmete devam ederiz. Gidersek kalanlara selâm olsun, haklarını helâl etsinler.”dedi.

22 Temmuz 2015 Salı günü sabahı ağırlaşan Kasım Ali Ağabeyi eşi hastaneye acil servise götürüyor. Hemen solunum cihazı takılıyor. Eşine “Bu gün benim ölüm günüm. Şeb-i arusum (düğün günüm). Beni eve götürün, ben evde ölmek istiyorum. Gelenler beni götürmek istiyorlar.”diyor. Son anına kadar şuurunu kaybetmeyen Kasım Ali Ağabey hanımına “Büyük oğlumun buraya yetişmesi zor. Ben hepinizden razıyım. Allah da sizlerden razı olsun. Benden yana bütün haklarımı helâl ediyorum. Siz de haklarınızı helâl edin. Lâ ilâhe illallah.”diyerek bir su içer kolaylığında ruhunu Rahman’a teslim ediyor.

Cenaze namazı Emir Sultan’da kalabalık bir cemaatle kılınan ve Bursa Hamitler Mezarlığına defnedilen bu kahraman ağabeyimize Allah rahmetiyle muamele etsin ve taksiratını affetsin, âmin. Bizlere de ölüm hakikatinden hakkıyla ders alıp, dünyada ebedi kalacakmış gibi bir hisle hareket etmekten muhafaza etsin. Onun gibi ihlâs, sadâkat ve istikamette daim kılsın ve ölümü gülerek karşılayanlardan eylesin, inşaallah. Ruhuna binler Fatihalar.