- Risale Dersi 2188: Emirdağ Lahikası II 4(230-231-232.mektup)
- Risale Dersi 2187: Emirdağ Lahikası II 3(229.mektup)
- Risale Dersi 2186: Emirdağ Lahikası II 2(224-225-226-227-228.mektup)
- Risale Dersi 2185: Emirdağ Lahikası II 1(221-222-223.mektup)
- Risale Dersi 2184: Emirdağ lahikası 130(218-219-220.mektup)
Zor zamanlarda birlik olmak
Asıl tehlike, kişinin tehlikeyi bir başkasında görmesi ve düşünmesindedir.
İnsanın büyük imtihanı zor zamanlarda anlaşılıyor. O günleri yaşamamış olanlar daha testten geçmiş, rüstünü ispat etmiş sayılmazlar. Zaten insanın en çok kazandıran sorusu da bu dönemlerde kendisine yöneltiliyor. Rabbimiz kullarını değişik vesilelerle imtihan ediyor.
Herkesin sorusu aynı olmuyor. Ama dikkat çeken bir şey var ki kim daha çok ne ile iştigal ediyorsa zor soru da en çok kazandıran soru da oradan geliyor.
On yıllardır okuduğu kitapların, Cevşenin, yaptığı tesbihatın, duâların zor zamanlarda insanı yalnız bırakmaması, şahs-ı maneviden ayırmaması ne de güzel bir neticedir.
Hafta sonu Antalya ve Alanya’daki ağabey ve kardeşlerimizle bira araya geldik. Doğrusu müfritane irtibatın ne sihirli bir muhabbet etkeni olduğunu insan kardeşlerinin arasında daha bir anlıyor. Bir de zor zamanlarda kişinin nerede, nasıl duracağını ferasetiyle görebilmesi o güne kadarki okuma potansiyeliyle anlaşılıyor. Hatta belki de yıllar önce okuduğunuz hakikatlerin yıllar sonra meyve vermesi ve sizi yanlış adımlardan engellemesi ne muhteşem bir neticedir.
İlâcın tesirinin nasıl olacağını, nasıl kullanılacağını elbette doktorundan öğrenmek ve ona uygun adım atmak daha etkili ve tesirli olacaktır. İstişarenin, şahsî manevînin, uhuvvetin, birlik ve beraberlik ruhunun kardeşler arasında ne derin bağlar oluşturduğunu insan sıkıntı dönemlerinde daha bir anlıyor.
Sohbetlerimizde en çok kurduğunuz cümlelerden birisi ‘Biz bu deveyi güdeceğiz’ cümlesi oldu. Kırk yıllık, elli yıllık birikimler, tecrübeler bir çırpıda heba edilmemelidir.
Tesanüdü muhafaza hemen dışlayıcı bir cümle kurmak, alelacele bir hüküm oluşturmak ve onun üzerine hüküm bina etmek değildir.
Kardeşlik zor zamanlarda anlaşılan bir kavramdır. Ama emin olun elimizdeki eserler hangi şartlarda, ne yapmak gerektiğine dair o kadar çok tecrübe edilmiş örnekler taşıyor ki.
Kardeşlerimizle her türlü meselemizi, yerinde, zamanında, ilgilileriyle konuşabiliyor olmak çok muhteşem bir şey.
Bu insanları, bu yapıyı güçlü kılan şey de işte bu anlayış ve bu sistemdir. Belki bu sistemin gelişmesine çalışmak elzemdir.
Hüsnü niyetle, rıza ile, kardeşlik hukukunu gözeterek, hakperestliği nefisperestliğe tercih ederek, hakkı üstün tutarak, kardeşane ikazları dikkatle ve muhabbetle dinleyerek, zararlı muhalefet olmadığı sürece kin ve garaz, inat ve hased karışmadığı müddetçe her türlü farklı ve renkli görüş ve düşüncelere yer vererek konuşabilmek asıl güzel olanı ve zor olanıdır.
Emin olun işte bu insanlar, bu muhteşem topluluk işte bunu başarıyor, bunu başarıyor olmanın sancılarını yaşıyor.
İhlâsta geçtiği şekilde naehilleri karıştırmadan, manen hasta olmuşlarla konuyu ele almadan, şahs-ı manevinin sağlıklı dinamikleri ile evvel Allah her türlü meselesini konuşur, görüşür, sağlıklı sonuçlara ulaşır.
Bu kahraman insanlar nice dalgalanmalar, nice içeriden ve dışarıdan müdahaleler görmüştür. Onun için küçük sularda boğulmayacaklardır. Özellikle dikkatimi çeken bir konu var ki, o da gençler. Gençler ciddî sorular soruyorlar. Gençler, ‘Risale-i Nur’da şahsiyet oluşumu’ konusuna ciddî ilgi gösterdiler. Bu da iyiye alâmet. Emin olun çok güzel günler geliyor, emareleri apaçık. Ama güllük, gülistanlık şartlarla değil.
Elbette her güzel nimetin külfeti de olacaktır. Hangi ciddî kazanımlar bedelsiz gelmiştir?
Bediüzzaman, milletin hürriyeti kazanması yolunda, özgürlüğünü elde etmesi uğrunda yarı milleti de verilseydi yine ucuzdu demiyor mu? Antalya’dan sonra Alanya ilçesine gittik. Hakikaten orada da mütesanit bir toplulukla karşılaştık. Altıncı sınıfa giden Muhammed yapılan dersi bir sayfaya özet olarak aktarmış, zeki muhatapların geliyor olduğuna olan kanaatimiz pekişti. Bu cemiyetin bu şahsiyetli duruşa ciddî ihtiyacı var. Bundan emin olun. Artık yeni baştan, yıpranmamış duygularla, helâlleşerek, istiğfar hali içerisinde, nefsi savunmalara girmeden, sadece rıza-i İlâhî hatırı için içten bir kucaklaşma zamanı.
Bu herşeyi çözecektir. Hiç değilse sizin açınızdan. Zaten herkes kendi imtihanı ile uğraşsa başkası ile uğraşmaya zaman kalmayacak.
Her bireyi nefis dairesindeki derin imtihanına ve onunla baş etme çabasına dâvet ediyorum. Herkes bir başkasıyla meşgul iken emin olun gafil avlanılıyor.
Asıl tehlike, kişinin tehlikeyi başkasında görmesinde ve düşünmesindedir.

